Ferrari Testarossa
Ferrari Testarossa autoweek.com

Ferrari, ikonik "Testarossa" modelinin marka haklarını korudu 

AB Adalet Divanı (ABAD), Ferrari'nin,  Testarossa markasının ticari marka haklarına, bu markalı otomobillerin üretimine 1990’lı yıllarda son vermiş olsa da, sahip olmaya devam edeceğine karar verdi. Mahkeme, araç parçalarının üretimine devam edilmesinin ticari marka kullanımı gerekliliklerini karşıladığını tespit ederek ilk derece mahkemesince verilen marka haklarının iptali kararını bozdu.

Alman oyuncak üreticisi Autec, 2017 yılında, Testarossa otomobil modelini 20 yıldan fazla bir süredir üretmediğini ileri sürerek, Ferrari'nin artık ticari marka kullanımı yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle Alman mahkemelerinde Testarossa ticari markasının tescilinin iptalini talep etti.

AB ticari marka yasasına göre, bir ticari markanın tescil sahibi, tescilli markasını art arda beş yıl veya daha fazla bir süre boyunca kullanmadıysa, ticari markanın iptali mümkün olabilir.

Ferrari, Testarossa marka adı için Almanya ve İsviçre'de marka tesciline sahipti ve her ikisi de Autec'in iddialarına dayanarak Alman mahkemesi tarafından iptal edildi. (Almanya ve İsviçre arasında 1892'de imzalanan bir anlaşmaya göre bir ülkede kullanım her iki ülkede de kullanım olarak sayılıyor).

Ferrari, ticari marka kullanımı sorununu Avrupa Adalet Divanına havale eden Kuzey Ren-Vestfalya Eyaletinin en yüksek mahkemesi olan Düsseldorf Yüksek Bölge Mahkemesinde temyize götürdü.

Parçalar, yeniden satış ve kullanım zorunluluğu

Ferrari, 1984 ile 1991 yılları arasında Testarossa adı altında bir spor otomobil modelinin ve 1996 yılına kadar da benzer modellerin (512 TR ve F512 M) satışını yaptı. 2014'te Ferrari, Ferrari F12 TR modeli ile bir başka kopya daha üretti. Marka kullanımının değerlendirilmesi ile ilgili dönemde Ferrari, daha önce bu markalar altında satılan lüks spor otomobiller için yedek parça ve aksesuarları için de aynı marka isimlerini kullandı.

Özellikle az sayıda üretilen pahalı spor arabaları söz konusu olduğunda, kullanımın her zaman kapsamlı olması gerekmiyor. Bununla birlikte, Alman mahkemesi bunun  Testarossa davasında dikkate alınmasının doğru olmadığı kanaatine vardı, buna gerekçe olarak da markanın özel olarak lüks spor otomobillerden ziyade, genel olarak otomobiller ve bunların parçaları için tescil edilmesini gösterdi.

Aynı şekilde, mahkeme, markayı taşıyan ikinci el araçların perakende satışının markaların yeni bir kullanımı olduğunu kabul etmeyerek bu markaları taşıyan ürünlerin piyasaya sürülmesinden sonra Ferrari'nin marka haklarını tüketmiş olduğunu ve bu nedenle bunların yeniden satışına engel olmayacağını belirtti.

ABAD kararında şu görüşlere yer verdi:

  • Bir mal grubu ve bunların yedek parçaları ile ilgili olarak tescil edilmiş bir ticari marka, sadece bu malların bazıları, örneğin yüksek fiyatlı lüks spor arabalar veya yalnızca bu malların bazılarının parçaları veya aksesuarları ile ilgili olarak kullanılmış olsa da, o gruptaki tüm mallar ve bunların yedek parçalarıyla bağlantılı olarak “ciddi bir şekilde kullanıldığı” kabul edilmelidir. 
  • Bir ticari marka, sahibi "bu markayı, ikinci el malları yeniden satarken, tescil edildiği malların menşeinin kimliğini garanti etmek olan temel işlevine uygun olarak ciddi bir şekilde kullandığı sürece, ikinci el malların yeniden satışı için ciddi bir şekilde kullanıma sokulabilir; ve
  • Bir ticari marka, sahibinin daha önce bu marka altında satılan mallarla bağlantılı belirli hizmetleri sağladığı durumlarda, bu hizmetlerin bu marka altında sağlanması koşuluyla, ciddi bir şekilde kullanıldığı kabul edilmelidir.

ABAD, Alman mahkemesinin 2017 tarihli kararını bozdu ve böylece Ferrari, Testarossa markasının kullanım haklarını elinde tutmayı başardı.