SkyKick UK Ltd v Sky Ltd davası, marka başvurularında aşırı geniş mal ve hizmet listelerinin sınırlarını çizen en önemli kararlardan biri haline geldi.

Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi, marka sahiplerinin yıllardır benimsediği “maksimum kapsam” stratejisinin artık sorgulanabilir olduğunu açıkça ortaya koydu.

Resmî Karar ve Süreç

Kararın tam metnine Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi’nin resmi sitesinden ulaşılabilir:
https://www.supremecourt.uk/cases/docs/uksc-2021-0181-judgment.pdf

Dava süreci şu şekilde gelişti:

  • İngiltere ve Galler Yüksek Mahkemesi (High Court):
    Sky’ın bazı mal ve hizmetler bakımından kötü niyetli olduğuna karar verdi

  • İngiltere ve Galler Temyiz Mahkemesi (Court of Appeal):
    Bu değerlendirmeyi kaldırdı

  • Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi (Supreme Court of the United Kingdom):
    İlk derece yaklaşımını önemli ölçüde yeniden tesis etti

Uyuşmazlığın Temeli

Sky, çok sayıda AB ve Birleşik Krallık markasına dayanarak SkyKick’in faaliyetlerinin marka ihlali oluşturduğunu ileri sürdü.

Ancak davanın merkezinde şu konu yer aldı:

  • Sky markalarının kapsamı son derece genişti
  • 20’den fazla Nice sınıfını kapsıyordu
  • “computer software” gibi oldukça genel ifadeler içeriyordu

SkyKick, bu kapsamın ticari gerçeklikle bağdaşmadığını savundu.

ABAD Süreci: İlk Kırılma Noktası

Uyuşmazlık, ön karar yoluyla Avrupa Birliği Adalet Divanı’na taşındı.

ABAD, 2020 tarihli kararında şu önemli tespitleri yaptı:

  • Geniş terimler (örneğin “computer software”) tek başına geçersizlik nedeni değildir
  • Ancak kötü niyet, markanın hükümsüzlüğüne yol açabilir

Resmî karar metni:
https://curia.europa.eu/juris/document/document.jsf?docid=222221

Bu karar, Birleşik Krallık mahkemelerinin nihai değerlendirmesine temel oluşturdu.

Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi’nin Yaklaşımı

Yüksek Mahkeme, kötü niyet kavramını somutlaştırarak aşağıdaki ilkeleri ortaya koydu:

1. Geniş mal ve hizmet listleri şüphe doğurur

Geniş bir başvuru:

  • otomatik olarak kötü niyetli değildir
  • ancak güçlü bir kötü niyet göstergesi olabilir

2. Gerçek kullanım niyeti zorunludur

Başvuru sahibi:

  • başvuru tarihinde
  • talep edilen tüm mal ve hizmetler bakımından

makul bir ticari kullanım niyetine sahip olmalıdır.

Bu niyet yoksa:

  • ilgili kısımlar hükümsüz sayılabilir

3. Ticari gerekçe açıklaması kritik

Mahkeme, marka sahibine şu yükümlülüğü yükledi:

  • geniş kapsamın ticari mantığını açıklamak

Açıklama yetersizse:

  • kötü niyet tespiti güçlenir

4. Kısmi hükümsüzlük (partial invalidity)

Mahkeme:

  • markanın tamamını değil
  • yalnızca sorunlu kısımlarını

geçersiz sayma yaklaşımını benimsedi.

Kararın Dikkat Çeken Ek Yönleri

“Evergreening” ve savunmacı başvurular

Karar, özellikle şu uygulamaları hedef alıyor:

  • yalnızca üçüncü kişileri engellemek için yapılan başvurular
  • ileride kullanılma ihtimali belirsiz geniş sınıflar

Bu tür başvurular artık daha kolay şekilde kötü niyet kapsamında değerlendirilebilir.

İspat yükü dinamik hale geldi

Her ne kadar kötü niyeti ispat yükü karşı tarafta olsa da:

  • olayın şartlarına göre
  • marka sahibinin açıklama yapması beklenebilir

Bu durum, klasik ispat yükü dengesini fiilen değiştiriyor.

Mevcut markalar açısından risk

Karar sadece yeni başvuruları değil:

  • halihazırda tescilli geniş kapsamlı markaları da etkiliyor

Beklenen sonuç:

  • hem Birleşik Krallık’ta
  • hem Avrupa Birliği’nde

hükümsüzlük davalarında artış

Sonuç

Sky v SkyKick kararı, marka hukukunda önemli bir paradigma değişimini temsil ediyor:

  • geniş kapsam artık avantaj değil
  • açıklanamayan genişlik risk

Yeni dönemde:

  • marka koruması yalnızca kapsamla değil
  • ticari gerçeklikle uyumla ölçülüyor

Bu yaklaşım, hem başvuru stratejilerini hem de mevcut portföylerin yeniden değerlendirilmesini zorunlu hale getiriyor.