Avrupa Birliği Genel Mahkemesi, OPENAI ibaresinin Avrupa Birliği Markası (EUTM) olarak tesciline ilişkin başvurunun reddedilmesine karşı açılan davayı reddetti. Mahkeme, T-555/25 sayılı kararında, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi’nin (EUIPO) değerlendirmesini yerinde bularak, “OPENAI” ibaresinin yapay zekâ ile ilgili çok sayıda mal ve hizmet bakımından ayırt edici nitelik taşımadığına hükmetti.

Karar, özellikle yapay zekâ sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin marka stratejileri açısından önemli değerlendirmeler içeriyor ve yeni teknolojilere ilişkin kavramların marka olarak korunmasına yönelik Avrupa Birliği yaklaşımını ortaya koyuyor.

Uyuşmazlığın Arka Planı

OPENAI, yazılım, yapay zekâ teknolojileri, makine öğrenmesi, bulut bilişim hizmetleri, bilimsel araştırmalar ve çeşitli teknoloji hizmetlerini kapsayan geniş bir mal ve hizmet listesi için “OPENAI” kelime markasının Avrupa Birliği markası olarak tescilini talep etti.

EUIPO, başvurunun ilgili mal ve hizmetler bakımından tanımlayıcı nitelikte olduğu ve tüketiciler tarafından ticari kaynak göstergesi olarak algılanmayacağı gerekçesiyle başvuruyu reddetti.

Başvuru sahibi bu karara karşı önce EUIPO Temyiz Kurulu’na, ardından Avrupa Birliği Genel Mahkemesi’ne başvurdu.

Mahkeme Neden Tescili Reddetti?

Mahkeme, “OPENAI” ibaresinin ortalama tüketici tarafından iki yaygın İngilizce unsurun birleşimi olarak algılanacağını değerlendirdi:

  • “OPEN”
  • “AI” (Artificial Intelligence – Yapay Zekâ)

Mahkemeye göre bu iki unsur birlikte değerlendirildiğinde işaret, ilgili tüketici kitlesine doğrudan “açık yapay zekâ” veya “açık erişilebilir yapay zekâ” kavramını çağrıştırmaktadır.

Başvurunun kapsadığı mal ve hizmetlerin doğrudan yapay zekâ teknolojileriyle bağlantılı olması nedeniyle tüketicilerin bu ifadeyi ticari kaynak göstergesi olarak değil, ilgili ürün veya hizmetlerin niteliğini ya da özelliklerini açıklayan bir ifade olarak algılayacağı sonucuna varıldı.

Bu nedenle Mahkeme, işaretin Avrupa Birliği Marka Tüzüğü’nün 7(1)(b) maddesi kapsamında ayırt edici nitelikten yoksun, 7(1)(c) maddesi kapsamında ise tanımlayıcı nitelikte olduğuna karar verdi.

Diğer Ülkelerdeki Marka Tescilleri Sonucu Değiştirmedi

Başvuru sahibi, OPENAI markasının birçok ülkede tescil edilmiş olduğunu ileri sürdü.

Genel Mahkeme ise Avrupa Birliği marka sisteminde yerleşik içtihadı yineleyerek, EUIPO kararlarının yalnızca Avrupa Birliği Marka Tüzüğü hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Başka ülkelerde verilen marka tescil kararlarının bilgilendirici nitelikte olabileceği, ancak EUIPO veya Avrupa Birliği mahkemeleri açısından bağlayıcı olmadığı ifade edildi.

Karar Yalnızca Kelime Markasını İlgilendiriyor

Mahkemenin kararı yalnızca OPENAI kelime markasına ilişkin.

Karar, şirketin kullandığı stilize logo veya diğer figüratif marka başvurularını kapsamıyor. Nitekim Ayırt edici grafik unsurlar içeren figüratif markalar, kelime unsurunun tek başına tanımlayıcı olmasına rağmen marka korumasından yararlanabiliyor.

Bu yönüyle karar, kelime markaları ile figüratif markalar arasındaki hukuki değerlendirme farkını da ortaya koyuyor.

Kullanım Yoluyla Kazanılmış Ayırt Edicilik Değerlendirilmedi

Mahkeme ayrıca, OPENAI ibaresinin yoğun kullanım sonucu ayırt edicilik kazanıp kazanmadığı konusunda herhangi bir değerlendirme yapmadı.

Kararda, EUIPO’nun kullanım yoluyla kazanılmış ayırt edicilik iddiasını başka idari süreçlerin sonucunu beklemek amacıyla henüz nihai olarak incelemediği belirtildi.

Dolayısıyla Mahkeme’nin incelemesi yalnızca işaretin doğuştan (inherent) ayırt edici olup olmadığı ile sınırlı kaldı.

Yapay Zekâ Alanındaki Marka Başvuruları Açısından Önemi

Karar, yapay zekâ sektöründe faaliyet gösteren şirketler bakımından önem arz ediyor.

Özellikle;

  • teknolojiyi doğrudan tanımlayan ifadelerin marka olarak tescil edilmesinin zor olduğu,
  • teknik kavramlardan oluşan marka isimlerinin ayırt edicilik bakımından daha sıkı incelendiği,
  • güçlü marka koruması için özgün ve ayırt edici marka isimlerinin tercih edilmesinin önem taşıdığı,

bir kez daha ortaya konuldu.

Bununla birlikte, tanımlayıcı bir kelime unsurunun ayırt edici grafik unsurlarla desteklenmesi hâlinde figüratif marka korumasının mümkün olabileceği de kararın dolaylı sonuçları arasında yer alıyor.

Kararın Fikri Mülkiyet Hukuku Açısından Önemi

Karar, yapay zekâ alanındaki marka başvurularına ilişkin Avrupa Birliği mahkemelerinin ilk kapsamlı değerlendirmelerinden biri olması bakımından dikkat çekti.

Yapay zekâ teknolojilerinin hızla geliştiği günümüzde, bu karar, yeni teknolojilere ilişkin terimlerin de klasik marka hukuku ilkeleri çerçevesinde değerlendirileceğini gösteriyor.

Başvuru sahibinin küresel ölçekte tanınan bir teknoloji şirketi olması veya işaretin başka ülkelerde tescil edilmiş bulunması, tek başına Avrupa Birliği’nde marka tescili için yeterli görülmedi.